Erguvan Vakti...
Yenilenmenin, ruhu sakinleştirmenin, uzun yürüyüşlerin
vaktidir Nisan benim için. İstanbul’da erguvan mevsimidir… Boğazın, Boğaziçi’nin en güzel zamanıdır.
Yine erguvan vakti işte… Kendimi Boğaziçi’ne saklayasım,
erguvanlar altında soluklanasım var.
![]() |
Boğaziçi'nde erguvanlar... |
Nisan biraz da yeni bir yaşın yükü, geçmişin sisi pusu demek
benim için.
Son bir seneye dönüp bakıyorum. Seyahatler, sorumluluklar,
telaşlar arasında neler yapmışım, nerelere varmışım, ne kadar değişmişim diye
bir göz atıyorum geçen zamana.
Hiç bilmediğim şehirlerin sokaklarında yürüdüm bu sene. Bir
bavul, birkaç parça eşya ve elimde haritalarla dolaştım farklı kentlerin
yollarında. Hayran kaldım, kayboldum, heyecanlandım. Uçaklarda, otobüslerde,
garlarda uyudum. Kiliselerde, camilerde soluklandım. Yeni insanlarla tanıştım.
Yalnız kaldım.
Sanırım geçen senenin bana öğrettiği en önemli şey,
yalnızlığımı sevebileceğim oldu. Kendi başınalığımı, yalnızlığımı çok sevdim
ben. Oysa ne çok korkardım… Hep kalabalıklardaydım, kalabalık olmak için
canhıraş bir çaba içindeydim.
Etrafın gürültüsünden kendimi duymuyormuşum meğer.
Bu yaşımda fark ettim, insanın en çok, kendisiyle vakit
geçirirken eğlendiğini. İlk kez yalnız başıma sinemaya gittim, ilk kez tek başıma
yemek yedim, ilk kez bir başıma seyahat ettim. Ve nasıl iyi geldi anlatamam!
Tarkovski’nin bir sene önce okuduğum ve altını çizdiğim cümlelerini,
daha yeni anladım ben. İnsanlara ne söylemek istersiniz, sorusuna şöyle yanıt
vermiş Tarkovski:
“Bilmem… Sanırım
yalnız olmayı öğrenmeleri gerektiğini ve kendi başlarına mümkün olduğu kadar
çok zaman geçirmek için uğraşmalarını söylemek isterim. Bugünün gençlerinin
hatalarından biri gürültülü, bazen neredeyse agresif etkinliklerde bir araya
gelmeye çalışmaları. Yalnız hissetmemek için bu beraber olma arzusu bence çok
talihsiz bir gösterge. Her insan çocukluktan itibaren kendiyle zaman geçirmeyi
öğrenmeye ihtiyaç duyar. Yalnız olması gerekmez ama kendiyle kaldığında
sıkılmamalıdır. Kendi kendine kaldıklarında sıkılan insanlar bana kendilerine
verdikleri değer açısından bir tehlikenin içindeler gibi gelir.”
Dedim ya, yeni bir yaşın yükü omuzlarımda. Şimdi ben, heybemde
yollar, sözcükler ve güzel insanlarla ve en çok da kendimle, yürüyorum
erguvanlar altında.
Yorumlar
Yorum Gönder