Defterler...
Daha çok yazi yazacağım diye basladigim 2025 yılında sadece Ocak ayinda yazmış ve orda kalmisim. Aylar gecti, yıl dondu, 2026'nin subatindayiz.
Bu yıl da yine daha çok yazmak niyetindeyim! Bu kez sadece blog da degil, defterlerime ajandalarıma da donme niyetim var. Ki güzel başladım diyebilirim :)
Eskiden her sene kendime bir Ece ajandası alırdım. Yaptiklarimi, yapacaklarımı, anlık kucuk notlarımı yazardım. Sonra hep kucuklu büyüklük defterlerim olurdu; evde, dışarda, yollarda yazdigim... Hamilelik ve sonrasındaki süreçte hem defterlerimden hem de kendimle kaldigim yazma surecimden çok uzaklaştım. Deli gibi özlüyordum ama hayatimin ve zihnimin kaosundan o kendimle konuşma halime de istediğim sekilde dönemiyordum bir turlu. Sonra artık bunun bana hiç iyi gelmediğini, hatta bayağı bayağı beni kotu etkilediğini farkettim! Her seyi unutuyordum, yapacaklarım da yaptıklarım da zihnimin karmaşası icinde degiliyordu. Ayni gun ayni saate yaptıgım planlar, unuttuklarım, kacirdigim son tarihler, mahcubiyetlerim, asla yetişemiyorum diye yetersizlik denizlerinde cirpinislarim.... Hayatim ve akisim dagilmis da kaybolmuşum gibi hissetmeye baslamistim!
Sonra... Eski bir halimi hatirladim. Yazdigim, çizdiğim, notlar aldigim o halimi. Ve evimden, masamdan, cantamdan eksik olmayan ajandalarımı, defterlerimi! Meger onlar benim zihnimi sakinleştirme araclarimmis bir nevi! Kendimle konuştuğum, icimin copunu cikardigim, gundelik hayatimi duzene soktugum yermis! Bu kaybolmuslugumda tekrar oraya donmek istedim. Eski defterlerimi notlarımı okudum. Boş sayfaları doldurdum. Kendime yeni defterler ve ajandalar aldım. Her seyi kaydetmeye basladim. Ote yandan telefondaki takvimlerimi de düzenlemeye basladim.
O kadar iyi geldi ki! Tekrar nefes almaya baslamisim gibi hissediyorum:)
Ve en garibi ne biliyor musunuz? Nerdeyse kalem tutmayı, elle yazmayı unutmusum! Yazarken elim ağrıyor sanki... Kalem defter agirlasiyor gibi geliyordu her gun yazmaya basladigimda. Ne acayip, her seyin bir pratik gerektirdiğini oldugunu unutuyorum bazen! Bir seyi bir kez yapınca ya da bir halini bir kez yaşayınca hep öyle kalacak sanıyorsun. Oysa beslemediğin her şey soluyor ve dönüşüyor....
Kendimizi, sevdiğimiz seyleri ve halleri beslemek boynumuzun borcu galiba! :)
Büyük sözler vermek istemiyorum ama niyetim kendimle olan bu yazma anlarını her günümün bir parçası haline getirmek. Şimdilik iyi gidiyorum! :)
Subat geldi. Ajandam rengarenk. Sayfalar doluyor.
Zihnim ve hayatim, duzene giriyor...
Bir uykudan uyanmış gibiyim.
Bahari bekliyorum, kendimi besliyorum... :)



Yorumlar
Yorum Gönder