Kayıtlar

Ocak, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Cahildim Dünyanın Rengine Kandım...

Türkü dinlemeyi çok severim. Kaynağını aldığı yörenin, uzak memleketlerin, bazen hiç görmediklerimizin ama esasında hep içimizdekinin kokusunu taşır türküler bence.

Kalbime en çok dokunanlar var bir de… Şimdi ilk anda hepsini sayamam elbette ama listenin başını çekenlerden biri ‘ Evvelim Sen Oldun’ diyebilirim.

‘Cahildim dünyanın rengine kandım’ diye başlayan türkü hani… Dinlemediyseniz mutlaka dinleyin derimJ

Neşet Ertaş’ın sesinden dinleyin hem de.

Nasıl da dokunur yüreğe o ses…

Geçtiğimiz hafta sonu İş Sanat’taki Neşet Ertaş konserine gittim. Ve neden türkü dinlemeyi sevdiğimi bir kez daha anımsadım.

Çünkü her şey vardı orda!

Bilgelik, hüzün, coşku, keder, yaşanmışlık, aşk, acı, umut… Koca dünyanın da bir insanın da içinde taşıyabileceği her duygu var çünkü türkülerde.

Anlatmanın biraz memleketli hali galiba türküler. Yani sanatçının yarattığı ürünün evrenselliğini gölgelemese de, ki muhakkak gök kubbe altında farklı farklı yansımaları olacaktır türküler ses buldukça, anlatının kökünü t…

İnsanın İnsana Ettiği...

Serin bir akşamüstü. İstanbul gri. İçimdeki renkler birbirine karışmış. Ne haldeyim bilmiyorum. Kafamda milyon tane soru. Canım sıkıldığında hep yürürüm ben; şimdi de öyle yapıyorum. Hızlı adımlarla yürüyorum, ellerim ceplerimde. Akşam rüzgârı yüzüme vurdukça yeni bir soru çıkıveriyor karşıma sanki. Savruluyorum oradan oraya. Nicedir kalbime yük ettiğim ne varsa aklıma üşüşüyor. Üşüyorum.

Sessizlikten sıkılıyorum.

Ama en çok, yalnız yürümekten…

İçimdeki yazar dürtüveriyor beni. Eski hikâyemi anımsamak için çabalıyorum. Sonunu zaten bildiğim öyküde yaratıcı yazarlığa soyunuyorum.

Ne beyhude çaba!

Sonra dank ediyor birden kafama. Ağdalı cümlelerden, uzun tasvirlerden, bir türlü anlatılamamış karakterlerden sıkılıyorum. Sözcüklerle anlatıyorum derdimi. Bildiğim kelimeleri sıralıyorum, yine özenle ve içimden geldiği gibi…

Ama işte, o sonu başından belli hikâye bitmiyor öyle. Dağılıyor, savruluyor. Kahraman acı çekiyor sürekli, okuyucu sıkılıyor; saçmalıklar birbirini kovalıyor. Lafı eveleyip …