Kayıtlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İyi Oluş Hâli...

Resim
"Kendi iyi oluş halimiz için aktif bir katılımcı olmamız gerekiyor." dedi dün akşam katıldığım Mindfulness oturumunda eğitmen. Birinin sözüymüş; kimin sözü olduğu kalmadı aklımda. Ama cümle mıh gibi içimde dün akşamdan bu yana. Yazdım, unutmayayım diye. Defalarca okudum. Sanki şuncacık, şu kısacık cümle bir kapı da ben de o kapının eşiğindeymişim gibi hissettim. Evet, galiba tam olarak bir kapı eşiğindeymiş gibi hissettim.

Ne var o kapının ardında, dersen kendi iyi oluş halim var. O hâli düşünüyorum nicedir; nasıldı diye hatırlamaya çalışıyorum. Benim en iyi halim nasıl, nasıl oluyorum o halimde; neler yapıyorum, nasıl hissediyorum, nasıl davranıyorum... O hali, biliyorum evet.  Ve en iyi hissettiğim versiyonuma daha yakından bakmaya, onu anımsamaya gayret ediyorum.
Yoğun bir çaba gerektiriyor. Zira kolay değil; hayatın hay huyu, soluksuz telaşlar, koşturmacalar, dışarıdan gelen dalgalar, öğretiler, başkaları, ezberler, yargılar, boşluklar... Bir dolu vazgeçirici var içimde …

32...

Resim
21 Nisan.
Bugün benim doğum günüm.


32 yaşımı doldurdum. Böyle söyleyince çok yaşlanmış hissediyorum. 20'ler ne ara bitti de 30'lar başladı, ben hiç anlamadım.

Bir noktadan sonra zaman hızlanıyor sanki. Her şey baş döndürücü bir hızla akıp gidiyor. Hesap tutmuyor günler. Ara ara dönüp ardıma, bazen de önüme bakıyorum. Neredeyim, ne yapıyorum, nasıl yol alıyorum sorularını soruyorum kendime.

Yeni yaşıma bir hastane odasında, refakatçi koltuğunda girdim. Nasıl bir yıldı benim için diye düşündüm uykuyla uyanıklık arasında.


Geride bıraktığım yaşın duygusu "sıkışıklık" olur sanırım. Bu yaşım dolu dolu geçti. Sıkışıktı. Çoğu zaman ajandamın içinde, to-do listemin maddeleri arasında ve neredeyse sürekli vakitten yana sıkışmış hissettim; kimi zaman maddi kaynaklarımı nasıl yöneteceğimi bilemedim. Enerjim, yapmak istediklerim, zamanım, beklentiler ve içimden gelenler arasında bocaladım pek çok kez.

Bir de anladım, kimse dışarıdan göründüğü gibi değil; kimsenin hayatı uzaktan …

Sabah...

Resim
Penceremizin önünde bir ceviz ağacı var; mevsimleri o ağacın dallarından takip ediyorum ben. Baharda yemyeşil coşuyor, sonra yavaş yavaş yapraklarını döküyor. Şimdi kupkuru dalları mesela, aralarından Boğaz'ın suları görünüyor.

Sabah camdan baktım uzun uzun. Ceviz ağacını, vakti, geçirdiğimiz ve içinden geçmekte olduğumuz mevsimleri düşündüm. İçime daldım.

Bu aralar kaybolmuş hissediyorum. Ve yaşlanmış; yaş almış, yorulmuş. Ve yalnız. Ama bu yorgunluk ve yalnızlık, böyle tam anlatabileceğim ve hatta anlayabildiğim türden değil. Sanki ilk defa karşılaştığım biri gibi...

Hala bazen soluksuzca koşturuyorum. Sevgilim, ailem, arkadaşlarım... Etkinlikler, planlar, kalabalık sofralar, dolu dolu ajandam... Ben tüm bunların  arasından sanki bir suyun kıyısında oturmuş da akan suyu izlermiş gibi geçiyorum. Her şeyin dışındaymışım gibi geliyor bazen; ve birbirimize değmeden, dokunmadan yaşadığımızı seziyorum bir süredir.

Dün sabah, üniversiteden arkadaşlarımızla çok sevdiğim kalabalık bir ar…