Kayıtlar

Ocak, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

#KeşifGünlüğü Balat’ta Güzel Mekânlar

Resim
Balat demek filmlerde gördüğüm çamaşır asılı sokaklar, eski bir İstanbul kokusu ve kapı önlerinde koşturan çocuklar demekti benim için. Kafamda böyle bir resim ile yer buluyordu yani. Uzak, belli belirsiz ve biraz da tekinsiz bir resim.

Bir süredir o resme daha yakından bakıyorum! O civarda epey vakit geçiriyor, Balat sokaklarını arşınlıyorum. Her gidişimde aklımda yeni bir mekan, yeni bir sokak ve başka bir fotoğraf yer ediyor.
Balat, değişen, dönüşen, yaşayan bir semt! Her köşesinde keşfedilecek farklı bir güzellik var. Ve her sokağında çok keyifli mekânlar açılıyor. Birkaçını paylaşmak istedim; aşağıda yazdım! Bir kısmını da hâlâ kendime saklıyorum ;)
·Dükkanım Nicomedian
Burası İstanbul’daki en sevdiğim kahvaltı mekanı! En Güzel Kahvaltı Mekânları arasında da detaylıca yazmıştım. Tekrar ediyorum; es geçmeyin, muhakkak gidin ;)
·CookLife Balat
Balat’ın en hareketli sokağında, köşe başında, çok keyifli bir mekan. Küçük, huzurlu ve sakin. Her gittiğimde çok hoş müzikler çalıyordu. Yormayan…

#OkumaNotları Hevesle Beklenen Kitaplar

Resim
·Murat Gülsoy Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet

Murat Gülsoy’un aklımdaki ve kalbimdeki yeri ayrıdır. Üniversite yıllarında kendisinden ders almış; kafasına, kalemine ve duruşuna hayran kalmıştım. Ders aldığım dönemde kitaplarını peş peşe okudum. Okulu bitirdim; ama Murat Gülsoy okuru olmaktan hiç vazgeçmedim. Murat Hoca, her kitabında beni şaşırtmaya ve kalemine hayran bırakmaya devam etti. Her hikâyede başka bir teknikle, farklı bir tarzla çıktı okurunun karşısına.
Geçtiğimiz sene Sedat Simavi Ödülü’nü kazanan romanı Gölgeler ve Hayaller Şehrinde ‘yi bitirdiğim anda yeni kitabında ne ile karşılaşacağımı merak etmeye başlamıştım bile! :)
Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet’i de çıktığı gün aldım; akşamına Boğaziçi Üniversitesi’ndeki söyleşiye koşup bir imza kaptım ve gece de okumaya başladım. Ve bir kez daha şaşırdım. Murat Gülsoy, yeni kitabında da farklı bir şey yapıyor. Bugünün dünyasına fantastik öğeler ekleyerek gerçek ile kurmacanın iç içe geçtiği çok katmanlı bir hikâye anlatıyo…

#Ajanda The Lobster, Antabus ve NRC Koşusu

Resim
2016 için kendime küçük bir hedef listesi yazmış, blogda da paylaşmıştım. Hedeflerimin ilkini gerçekleştirdim; kendime bir Ece ajandası hediye ettim:)
Geçtiğimiz günlerde ajandama neleri not ettim, bir kısmını burada da paylaşayım istedim:)
The Lobster : Sıkı film!
Yeni yılın ilk günü, kalabalık ve uyuşuk bir kahvaltının ardından kendimizi sinemaya attık. Koca salonda kendimize zar zor yer bulup epeydir seyretmek izlediğim The Lobster ‘ı izlemeye koyulduk. Hikayenin kahramanı David (Colin Farrell) , şehirde yaşamanın yalnız kalanlara yasaklandığı bir dünyada yaşıyor. 12 yıllık ilişkisi bitince de diğer yalnız kalanlar gibi bir otele gönderiliyor. Bu otel, yalnızların 45 gün konaklayabilecekleri bir yer. Yalnızlarımız 45 gün içinde kendilerine uygun bir partner bulamazlarsa diledikleri bir hayvana dönüştürülüyorlar. Filmin ismi de David’in seçtiği hayvanla müsemma. Kahramanımız uzun ömürlü ve cinsel açıdan güçlü olması sebebiyle ıstakoza dönüştürülmeyi istiyor.
David’in oteldeki çift olm…

Okur Olmak…

Resim
“Benden okumak için kitap önermemi isteyenlerin kalbimi de istediklerini sanıyordum, hâlâ öyle!”

Barış Bıçakçı
Geçenlerde, birkaç arkadaşımla, bir buluşma öncesi, kocaman bir kitapçıda geziyoruz. Ben “Çok Satanlar” rafının önünde durmuş etrafa bakıyorum. Listedeki kitaplardan birini elime alıp kurcalıyorum. Arkadan iki arkadaşım geliyor, küçümseyerek bakıyorlar. “Merak ediyorum ben bu kitabı ya; alsam mı acaba?” diyorum. İnanmaz, şaşkın bir biçimde “Ciddi misin?” diye soruyorlar. Sonra sohbet, “Yok artık, sen bunu okuyacak olamazsın.”larla devam ediyor. Neden, diye düşündüm; neden ben o kitabı okuyacak olamam?

Çünkü, “okur olmak” da diğer rollerimiz gibi toplumsal bir kisveye büründü galiba son yıllarda-ya da belki hep öyleydi de ben yeni idrak edebiliyorum-. Birikiminin, sosyal sınıfının, politik veya sosyal duruşunun bir gölgesi, bir parçası olarak devam ettirmen gereken bir sorumluluk sanki kitap okumak. Okuyorsan, toplumsal rollerine ait çizgilerde tercihlerin olmalı. “Aa, bunu mu oku…