Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kurabiye...

Resim
Ben ilk kez bu kış kurabiye yaptım.
Zencefilli ve tarçınlı kurabiyeler…
Herkes yapıyor; bir dolu tarifi var dergilerde, bloglarda… Ben de epeyce farklı tarif okudum ama evdeki malzemelerle ve kendi elim değdiğince farklılaştırdım. İstedim ki zencefili biraz fazla olsun, damakta buruk bir tadı kalsın. Zencefilin ve tarçının şifası evi sarsın istedim.
İlk kez hamur açtım ben. Oklava yoktu; elimle açtım. Bileğimde hala bir sızı…
Bu meşhur “kış kurabiyeleri”nin içine pekmez konurmuş, onu öğrendim. Annemin her yıl, evet hiç üşenmeden her yıl,  memleketten evime taşıdığı doğal pekmezi yok ettiğimi o an hatırladım. Ve içime lök diye bir şey oturdu. Ne kıymetliydi, oysa. Çaktırmadan taşınma sırasında yok etmiştim. Ve şimdi yana yakıla tüm dolaplarda pekmez arıyordum. Aradığım o iki kaşık pekmez, annemin yaptıklarının nasıl da farkında olmadığımı akıttı içime…
Pekmez yoktu, farklı çözümler buldum kendimce. Okuduğum bir dolu tariften hiçbirine uymadı. Benim kurabiyelerim, oldular. Fırından çık…

Masal Yolunda…

Resim
Judith Malika Liberman, bir masal anlatıcısı. Kendi deyimiyle anlatma sanatı ile uğraşıyor. Aslen bir Fransız, Amerika’da eğitim almış, dünyanın farklı coğrafyalarında masallar dinlemiş, hikâyeler anlatmış ve yaklaşık 13 yıldır Türkiye’de yaşıyor, buralarda masal anlatıyorJ
Judith’le tanışmam işim gereği oldu aslında. Geçtiğimiz seneye kadar eğitim, seminer ve etkinlik organizasyonlarıyla da ilgilendiğim bir işim olduğu için iyi konuşmacıları ve ilham verici isimleri yakından takip ediyordum. Judith’le de yolumuz şirkette düzenleyeceğimiz bir seminer vesilesiyle kesişti. Hayatta her şeyin bir sebebi olduğuna inanan biri olarak, bu karşılaşmanın, tam zamanında, ihtiyacım olan şeyleri duymam için gerçekleştiğine inanıyorumJ
Pürdikkat dinlediğim, notlar aldığım, eşe dosta anlattığım şahane bir seminer verdi Judith, bizim ofiste. Ardından küçük bir ekiple yemek yedik. O kadar keyifli, o kadar zengin ve öylesine ilham verici bir sohbetti ki ne zaman o sofrayı hatırlasam kocaman bir gülümse…

Güzel Şeyler…

Resim
Bu ara hiç keyfim yok.
Okuduğum, duyduğum, gördüğüm her şey can sıkıcı bir tat bırakıyor aklımda ve kalbimde. Dışarı çıkmak, bir şeyler yapmak, hatta yaşamak bile ağır geliyor.
Kendi kabuğuma çekilmek ve öylece durmak istiyorum.
Ama olmuyor işte… Hayat hep, her zaman olduğu gibi ve her şeye rağmen devam ediyor. İşe gidiyor, yemek yiyor, dolmuşa biniyor, yürüyor, konuşuyor, gülüyor, susuyor ve anlatıyoruz… Hayat akıyor, zaman geçiyor. Dünyanın kanunu galiba, böyle…
Madem öyle, ağzımdaki o kekremsi tat biraz olsun azalsın istedim. Güzel şeylerden de söz edelim, biraz ümidimiz artsın, sesimiz ve nefesimiz ferahlasın istedim.
O yüzden, güzel bir şeyden bahsedeceğim, bugün, uzuun bir aradan sonraJ


SadeHane
Benim bir arkadaşım var. Arkadaştan da öte; dosttur, candır, kız kardeş sayarım kendime. Çok çalışkan, acayip hırslı, üretken, durmayan, yorulmayan bir tiptir. Elini attığı her işi de layıkıyla yapar. Güzel sonuçlar alır, başarıdan başarıya koşar. –Tamam, gelişime açık yönleri de var tabi…