Kayıtlar

Mart, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Eşref'i Vurdular, Nafile Yere... **

Resim
Memleket yangın yeri...
Her gün, başka bir şehirden, farklı bir sokaktan kötü bir haber geliyor. Bombalar patlıyor, tecavüz sıradanlaşıyor, ölenler “yalnızca bir sayı” olarak ekranlarımıza düşüyor…
İnsanın içinden hiçbir şey yapmak, hiçbir şey söylemek gelmiyor.
Gülümsemeye, mutlu olmaya, güzel bir şeyi paylaşmaya mecalimiz yok. Sokağa çıkmaya korkuyoruz.
Böyle büyük büyük; siz’li biz’li cümleler kurmak değildi aslında niyetim. Kendi halimi anlatmaya ihtiyacım var.
Korkuyorum. Sokakta yürürken yanımdan geçen adamdan, kaldırımda duran arabadan, karşıda bekleyen sırt çantalı kadından; hepsinden korkuyorum. Tenha sokaklardan geçmeyeyim diye yolumu uzatıyorum, kalabalığa girmeyeyim diye aylar öncesinden aldığım etkinlik biletlerini yakıyorum. Kendi küçük dünyama kaçmaya çalıştıkça, eve kapandıkça, “yok yok bir şey olmaz” diye kendimi teselli etmeye çalıştıkça nefes alamadığımı hissediyorum.
Doğu, batı, Diyarbakır, Taksim… kafamda hiçbir ayrım olmaksızın; olan bitene deli gibi üzülüyorum. Ve dir…

#KeşifGünlüğü Kuzguncuk

Resim
“Ben Kuzguncuk’ta yeşil bir dal buldum; ona tutundum.” Can Yücel
Kuzguncuk, zihnimde İncesaz melodileri ile yer buluyor hep. Sahici, buruk ve yalın bir havası var. Şehrin içinde; ama sanki uzaktaymış, başka bir zamanı yaşıyormuş gibi…
Ben de gürültüden, kalabalıktan ve şehrin zamanından uzaklaşmak istediğimde Bebek’ten ya da Beşiktaş’tan vapura atlayıp karşıya geçiyorum. Kısa bir boğaz turu ardından, yolumu Kuzguncuk’a çeviriyorum.
Kuzguncuk,  sokakları,  ahşap ve cumbalı evleri ve en çok da gülümseyen, samimi ve hoşsohbet insanlarıyla İstanbul’un en güzel renklerinden biri.

Kuzguncuk gezilerimde keşfettiğim ve vakit geçirmekten keyif aldığım birkaç mekanı paylaşmadan duramadım:)
Nail Kitabevi
İstanbul’un en güzel kitapçılarından biri Kuzguncuk’ta!

Nail Kitabevi, İcadiye Caddesi üstünde, Kuzguncuk’un kalbinde. Eski bir Kuzguncuk evini kitapevi&kafe haline getirmişler; çok da iyi etmişler. Alt katta minik bir kafe, birkaç sandalye ve kitaplar var. Üst kat ise, sedirleri, birkaç masası ve …

Oradan, Buradan, Şuradan..

Resim
Yoğun, koşturmacalı, yeniliklerle dolu günler geçiriyorum...



Kariyerimde büyük sayılabilecek bir değişiklik yapıp alan değiştirdim. Beş buçuk yıllık yetenek yönetimi deneyimimin ardından çalıştığım şirkette pazarlama departmanına geçtim. İlk haftayı geride bırakmışken, bütün değişikliklerin ve farkında olunarak atılan adımların insanın yaptıklarına, durduğu yere ve yapmak istediklerine odaklanması için şahane fırsatlar olduğunu fark ediyorum, bir kez daha.
Alışkanlık dediğimiz şey çoğu zaman körlük getiriyor. İşimize, ilişkilerimize ve en çok da kendimize körleşiyoruz; alıştıkça, biliyorum sandıkça ve hep aynı yerden aynı gözlerle baktıkça. Arada bir kendi oluşturduğumuz o güvenli alanlardan, alışık olduğumuz dünyadan çıkmak, yeni yerleri keşfetmek gerekiyor bence.
Her değişim biraz korkutucu olsa da heyecanlı, besleyici ve öğretici. Sonu ne olursa olsunn;)


Bahar geliyor! :)

Yüzümü yeşile dönmek, hafiflemek ve bol bol yollara çıkmak istiyorum. Gün şehri daha erken aydınlatmaya başlar başla…