Notalar, renkler, sözcükler...

''Kendinize kıyak geçtiğiniz bir akşam olsun bu akşam.'' diyordu Sezen Aksu sahnede. Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi’ni tamamen dolduran kalabalıktaki herkes ise kendi içinde dolanmaktaydı muhtemelen bu sırada. Ben de bir köşede şarkıların taşıyıp yanıbaşıma bıraktığı geçmişime göz kırpmaktaydım… Her Sezen şarkısı nasıl da denk düşer yürüdüğümüz yollardan bir an’a…


Sezen Aksu şarkılar söyledikçe, hikayeler dinliyor, içimdekilerle hesaplaşıyor ve kendi hikayemi temize çekiyordum bir nevi…

Notalar, sözcükler, dizeler, renkler… Nasıl oluyor da böylesi anlatıyor o tarifi imkansız sandığımız hallerimizi? Bizi hiç bilmez insanlar koca koca sahnelerde veya küçük odalarda nasıl bir araya getirebiliyorlar aklımızdan, kalbimizden geçip gidenleri?

Sanat, bir nevi efsun belki de…

Kitaplar, şarkılar, tablolar… Ne çok şey var okunacak, dinlenecek ve görülecek… Hakeza yürünecek yollar…

Masamda kitaplar, dvdler biriktikçe, ben koşturmaca arasında yeterince ilgi gösteremeyince, yetişemeyince; içim buruk kalıyor, sanki kendimi dinlemiyormuşum gibi hissediyorum, kendimi anlayamıyormuşum gibi…

Nihayetinde, hepsi insanı ve insana dair bir şeyleri anlatıyor…

Ara ara insan bir kitabın sayfaları arasında kaybolmalı, şarkılara sığınmalı veya gölgelere veya ışığa… Ya da belki hiç bilmediğin sokaklara dalmalı…

Ama ille de anlamaya çalışmalı, çaba göstermeli, durmamalı…

Ve bazı akşamlar, kendine bir kıyak geçmeli:)

Düşündüm de Sezen Aksu konserine gittiğim akşam, sahiden kendime kıyak geçtiğim bir akşamdı. İşten çıkıp Nişantaşı sokaklarında yürümüş, pek sevdiğim Zamane Kahvesi’nde biraz soluklanmış, Cemil Topuzlu’ya yürümüştüm ağır adımlarla ve yanımda çok sevdiğim biri vardı. Hayat, belki de bu kadardı, bir an kadardı, kendimize kıyak geçtiğimiz akşamlar kadar hatırdaydı; daha fazlası değil…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Less is More...

Ben Hiç Mükemmel Değilim! Belki de Sıradan Biriyim...

In Bruges...