19 Kasım 2015 Perşembe

#KeşifGünlüğü Büyükada


İstanbul bazen insanın üstüne üstüne geliyor. Her yer insan dolu, nefes alacak yer yok, nereye gitsek trafik var sanıyoruz. Öyle anlarda, İstanbul’a yakın ama bir o kadar da İstanbul kafasından uzak yerlere kaçmak lazım! İşte onların en başında da ada geliyor.  Biz de geçenlerde, bir dolu koşturmacanın, yoğunluğun arasında kendimizi Büyükada’ya attık. Keyifli bir hafta sonu kaçamağı yaptık. Büyükada,  fiziksel olarak İstanbul’a yakın, ruhsal olarak şehirden uzak.  Ayrıca ulaşımı da çok kolay; akbil basmak yetiyor gitmeye;)
 
  • Adada konaklamak için çok güzel oteller, pansiyonlar, moteller var. Bizim tercihimiz, Ada Palas Boutique Hotel oldu. Konumu enfes, personelin güler yüzü ve ilgisi on numara; oldukça konforlu bir otel. Tek eksiği, butik bir otel için fazlasıyla vasat olan kahvaltısıydı bence…  Kahvaltıyı her masaya standart bir tabak sunmaktan öteye taşıyıp küçük birkaç dokunuşla daha özenli ve zengin bir hale getirseler fark yaratacaklarını düşünüyorum. Yine de otelden genel olarak oldukça memnun kaldığımızı söylemeliyimJ

Ada Palas Boutique Hotel

 
  • Akşam yemeği için pek araştırma yapmadan, rastgele bir yer seçelim istedik. Sahil hattındaki balıkçılar arasında Milto ‘yu gözümüze kestirip oturduk. Servis ve personelin ilgisi çok güzeldi. Tattığımız mezeler leziz, deniz ürünleri tazeydi. Denize nazır olması da cabasıJ Mekanın tek olumsuz yanı, fiyatları. Yalnızca meze, salata ve  ara sıcak söylediğimiz halde oldukça yüklü bir hesap geldi. Ekim sonunda gittiğimiz için, yaz sezonu da olmadığından gelen rakamı fazlasıyla abartılı buldum. Gitmeyi düşünürseniz, aklınızda bulunsun;)
 
  • Ben, tam bir sabah insanıyım. Günü kaçırmayı, çok uyumayı seven biri değilim. Adada da sabah erkenden uyanıp yürüyüşe çıktım. Yürüyüşün en güzel keşfi ise adanın en tatlı yeri oldu! Adanın en şeker yeri,  Büyükada Şekercisi Candy Island. Dışarıda birkaç renkli, küçük masası; içerisindeki kavanozlar dolusu şekerler, lokumlar, çikolatalar ile tam bir cennet! Ben de yürüyüşümün sonunda renklere ve çikolata kokusuna  doğru çekildim, kendime bir masa bulup biraz soluklandım.  Adaya yolu düşenlere, cebini şekerlemeyle doldurup mutlu olmak isteyenlere tavsiyem; muhakkak gidin;)

Aya Yorgi Tepesi
 
  • Büyükada’da yapılabilecek en güzel şeylerin başında Aya Yorgi Tepesi’ne çıkmak geliyor-muş. –Muş diyorum, çünkü daha evvel adaya defalarca gitmeme rağmen tepeye hiç çıkmamıştım. Hata etmişim! Bu kez, Aşıklar Yolu’nda uzun ve keyifli bir yürüyüşün sonunda tepeye vardık. Nasıl sakin, nasıl el değmemiş ve nasıl da güzel bir yer…  İstanbul’a uzaktan bakmak, dinlenmek ve içimize dönmek için şahane bir köşe. Yeşilin ve mavinin ortasında hem de.

 


Aya Yorgi Tepesi'nde...

  • Tepeden adanın merkezine doğru inerken, karnımız da hafiften acıkmışken şahane bir mekan daha keşfettik! Bahçede Sinek Kafe. Adanın merkezinden biraz uzakta, ufak, kendine has bir yer burası. Tattığımız her şey çok taze ve lezzetli, sunumları ise özenli ve şıktı. Bir şeyler atıştırmak, kitap okumak ve sohbet etmek için çok keyifli bir mekan. Bahar gelsin de eşi dostu toplayıp tekrar gelelim; ortadaki uzun masada hep birlikte kahvaltı edelim istedim! Dilerim bunu yapabilirizJ Tabi bence siz de yapabilirsiniz;)

 

1 yorum:

  1. Buyukadayi çok güzel ozetleyen bir yazı olmuş. Her mevsimde yen bir şeyler kesfedebilecegimiz ve bu kadar yoğun bir şehrin hemen yanı başında olması bir şans. Elinize sağlık :)

    YanıtlaSil