5 Aralık 2011 Pazartesi

Oradan Buradan...

Yine ‘Bunu yazayım mutlaka!’ diye cebime attığım şeyler koşturmaca arasında akıp gitmekte, en iyisi o ‘en rahat zaman’ı beklemekten vazgeçeyim de yazayım dedim, kısa kısa :)

* Ah Muhsin Ünlü… Yine yapmış yapacağını:) Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi. Bir Onur Ünlü filmi. Polis’i izledikten sonra tekrar film çekse de izlesek dediğim adamın yeni hikayesi. Bir kara komedi. Çok güçlü bir oyuncu kadrosu var. Selçuk Yöntem, Türkü Turan, Ezgi Mola, Bülent Emin Yarar, Engin Hepileri… İnsanın kötü halleri, aile güzellemeleri üzerine eğlendirici, etkileyici ve kesinlikle düşündürücü bir film Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi. Bence farklı bir şeyler izlemek istiyorsanız, hala vizyondayken, mutlaka izleyin derim:)

* Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) yararına gerçekleştirilen bir projeyi gezdim geçtiğimiz cumartesi günü. 12 Ünlüden 12 Ev projesinde 12 ünlü isim 12 mimarla birlikte Trumph Towers’ta konsept evler tasarlamışlar. Hülya Avşar, Acun Ilıcalı, Ümit Boyner, Türkan Şoray, İzzet Çapa, İbrahim Kutluay, Oya Eczacıbaşı ve Caroline Koç gibi ünlü isimlerin evlerini gezebiliyorsunuz. Çok güzel mekanlar yaratmışlar. Evleri gezerken o ünlülerin karakterlerine dair izlerin eşyaya sirayet ettiği hissine kapıldım nedense. Ayşe Arman’ın evi keyifli ve şehvetliydi, Acun Ilıcalı’nın evi eğlenmek üzere tasarlanmış gibi, İbrahim Kutluay’ın evi aile yuvası ve İzzet Çapa’nın evi her tarafından yaratıcılık fışkıran bir küp gibiydi. Ama ben en çok Caroline Koç’un evini sevdim. Değişik bir hava, huzur vardı mekanda. Hatta sergiye beraber gittiğimiz arkadaşımla Caroline Koç’un salonunda oturup sohbet ettik:)
Giriş ücreti 10 TL ve TOG’un çocukların eğitimi için yürüttüğü Sokak Lambası projesine gidiyor, 8 Aralık’a kadar gezilebiliyor, kaçırmayın bence:)

*Kıyıya Oturmanın Böylesi. Merve Engin’in tek kişilik oyunu. Commedia Dell’arte türünde bir oyun. Tek bir oyuncu, masklar ve aksesuarlar. Herşey olabildiğince sade ve tüm oyun oyuncunun performansına dayalı. Ve Merve Engin oldukça iyi bir performansla eğlenceli bir hikaye anlatıyor. Oyunu izlerken bayağı güldüm:) Sade, keyifli ve değişik bir oyun Kıyıya Oturmanın Böylesi. Ben Oyun Atölyesi’nde izledim, ama farklı mekanlarda da oynuyor bildiğim kadarıyla. Merve Engin’in bloğundan ve Twitter adresinden takip edebilirsiniz oyun haberlerini ve hatta daha fazlasını:)

* Bir koşturmacadır, hayat telaşıdır gidiyor ve bunca şey arasında zihnim de dağılıyor bu ara. Dağınık bir zihinle okuduğum kitaplara da odaklanamıyorum sanırım. Romanlar, hikayeler dolanıyor elimde, bir sis perdesinin arkasından görüyorum sanki karakterleri, olanları… Ama işte şiir, ille de şiir. Bulanıklığıma iyi geliyor. Şu sıralar gecenin sabaha vardığı saatlerde İbrahim Tenekeci şiirleri okuyorum. İçime doluyor dizeleri. Çok güçlü bir yürek, kaleminin peşisıra dalıp gidiyorum…

* Zamanla etrafımızdaki insanlar nasıl da azalıyor. Kalabalıklar dağılıyor da yorgun bir sessizlik çöküyor ya omuzlara… İşte öyle azalmaktayım şu sıra… Hüzünlü değil fakat. Aksine, ilk kez yalnızlığımı sevmeyi öğreniyorum…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder