Zaman...

Ne çok gün geçmiş buraya yazmayalı. Yazmak istediğim pek çok şey vardı aslında. Gittiklerim, gördüklerim, okuduklarım, bir telaş paylaşmak istediklerim... Bir koşturmacadır akıp giderken yazamayışımın pek çok bahanesi var elbette. Ki ben sevmem bahaneleri, onları boşverelim bir yazıcık:)

Neler yazacaktım mesela?

Geçtiğimiz haftalarda ülkemize gelen, harika gösteriler yapan Birdhouse Factory 'nin şahane ekibinden bahsedecektim mesela. Öyle içten, öyle yetenekli ve öyle hoşsohbetlerdi ki iki saat kadar süren sohbetimizde zaman nasıl geçti anlamadım. Ve en önemlisi yaptıkları işe nasıl aşıklar! İşte dedim, başarının sırrı bu; aşkla yapılan her iş, tutkuyla devam eden her mücadele başarıya ulaşıyor.

Sonra İşsanat'taki Orhan Veli Şiir Dinletisi'ni anlatmayı istemiştim. Attila Birkiye'nin hazırladığı, Mehmet Birkiye'nin sahneye koyduğu ve her ay gerçekleşen şiir dinletilerini kaçırmamaya çalışıyorum. Orhan Veli şiirlerini Müşfik Kenter seslendirdi. Ve o ne etkileyici, ne unutulmaz bir geceydi!

İstanbul Devlet Tiyatrolarınca sergilenen Vahşet Tanrısı oyununu izledim. Ona dair cümleler de kurmak istiyordum. Sarsıcı, acı yanlarımızı nasıl da güldürerek anlatmışlardı! Ah dedim hepimiz gülüyoruz çoğu zaman, ağlanacak halimize.

Ve sonra çıktığım yolculuklardan, altını çizdiğim satırlardan dem vuracaktım.

Ama işte zaman, geçiyor yaşadıklarımızın üstünden. Taze haliyle kalmıyor galiba bellekte. Bir köşeye çakilip, inceden iz bırakıyor bizlerde.

Kısa bir dökümü oldu bu yazmak istediklerimin; yazmayı ertelediklerimden geriye kalanların.

Daha çok şey var aslında anlatacak. Anlatmayı becerebileceğim bir zamana erteliyorum hepsini...

Yılın son günlerini yaşarken de hepinize ertelenmeyen ve unutulmayacak, keyifli anlar diliyorum:)

Malum, zaman çok çabuk geçiyor!

Yorumlar

  1. Düşünce hızımla zamanı yarıştırabilmeyi isterdim. Kendimi zamana denk bir halde yenileyebilmeyi, güvenle yineleyebilmeyi... Ama işte bu yarışta, burun farkıyla dahi birimiz diğerini geçmesin isterdim. Zaman hızlıysa kabulüm yine de, şaşmam, sindire sindire yaşıyorum demek, sindiremediklerimle de yaşamayı öğrenmekle uğraşıyorum demek der geçerim... Ama yok, ben hızlıysam, yazık ediyorum kendime, bir dur bir sakin ol, yaşamak yetmez, doldurmayı da bil der, üzülürüm...
    Evet, zaman çok çabuk geçiyor Merve(can), ama işte, bazen öyle sıçrayışlar yapıyoruz ki, bilmiyorum onu ola ki geçmekle iyi mi ediyoruz...
    Zamanla denklik kurabilmeyi öğrenmeli galiba bu hayatta. İşte o zaman "Yaşın kaç?" dediklerinde, dışımızdan ayrı, içimizden ayrı sayılar dökülmez...
    Dilerim bu yeni yılında, işte o denkliği kuracak kadar büyür, yahut küçülürsün ve zaman senle akar, sen zamanla...
    Allah kolaylık versin :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Less is More...

Ben Hiç Mükemmel Değilim! Belki de Sıradan Biriyim...

In Bruges...