Neler oluyor bize?

Kocaman bir binanın yüksek sayılabilecek bir köşesinde, bir pencere buldum kendime, dışarıyı seyrediyorum. Kar yağıyor. Lapa lapa denir ya işte öyle… İçimi çocuksu bir heves kaplıyor birden. Nasıl mutlu oluyorum bembeyaz kar tanelerini gördükçe… Sonra karlar arasındaki caddeye bakıyorum,; İstanbul’un göbeği… Gün ortası olmasına rağmen yoğun bir trafik var. Küçücük görünüyor arabalar, ve de ne çoklar… İçim sıkılıyor; akşam trafiğini düşüyorum, soğuğu… Otobüs,metro,taksi…Eve nasıl ulaşsam acaba’nın derdine düşüyorum şimdiden. Keyfim kaçıyor, suratım asılıyor.

Ne oluyor bana dedim işte tam o anda.

Sahi, ne oluyor bize?

Neden hep can sıkıcı bir perdenin ardından bakıyoruz etrafa? Neden hep bir huzursuzluk, bir memnuniyetsizlik hali üzerimizde?
Gördüğümüzü beğenmiyor, yediğimizi lezzetsiz buluyor, dinlediklerimizi küçümsüyoruz sanki… Hem de yalnız değiliz! Kocaman bir kalabalık olarak birbirimize bulaştırıyoruz sürekli bu ‘mutlu olmama’ halini.En son ne zaman biri çok beğendiği bir kitabı önerdi size? Yazarına hayranlık duyarak; dilini, hikayesini takdir ederek övgü dolu cümleler kurdu.

En son ne zaman bir şarkıyı çok beğendiniz? Tekrar tekrar dinlediniz. Arkadaşlarınızla paylaştınız, mutlaka dinle diyerek. ‘Yahu adam ne güzel besteler yapıyor .’cümlesini kurdunuz…

Ya da bir filmden, bir tiyatro oyunundan olumlu cümlelerle bahsetmeyeli, ortadaki emeği takdir etmeyeli ne kadar zaman oldu?

Hep beğenmediklerimizden, kötülüklerden, şikayetlerimizden söz ediyoruz değil mi?
Biri kazara güzel bir cümle kuruverse hemen lafı bölmüyor muyuz ‘Yok yok, ben beğenmedim.’, ‘Biz geçen gittik oraya felaketti.’ Ya da ‘Çok kötü o!’ cümleleriyle…
Sonra kimse iyi bir şey söylemeye cesaret edemiyor sanki. Ve düşüncelerimiz, hayata bakış açımız kullandığımız dille şekillendiğinden, kimse hiçbir şeyden memnun olamıyor galiba.

Asık suratlarla dolaşıyoruz etrafta. Sıkıntılar, beğenmemezlikler, küçümsemeler bulaştırıyoruz yanımıza yöremize. Gülümsemiyoruz. Gülümsetmiyoruz.
Sahi biz, ne yapıyoruz?

Bunları düşünüyorum günlerdir. Üzerime sinen memnuniyetsizlik kokusunu dağıtmak istiyorum. Ne yapmalı, ne etmeli diye düşünüyorum.
Uzun uzun susuyorum.
Geçen hafta izlediğim iki oyunu, bu haftanın başında İş Sanat’taki keyifli dinletiyi, okuduklarımı ve aklımdan geçen şeyleri yaz-a-mamamın sebebi de bundan. O beğenmeme hali sirayet edince bünyeye denge şaşıyor, insan kendine bile yabancılaşıyor.

Durmak, düşünmek ve bir şeyler yapmak gerek!

Yorumlar

  1. HArika bir yorum!! Biri konuşsa da dile getirse içimdekileri desem yeriymiş::) Tebrik ederim ve daha çok yazılarınızı beklerim...
    Yazmak böyle bir şeydir zaten , o beğenmez, bu alınır, o ne düşünür diye düşünseydi bidiğimiz ünlü yazarlar şimdi bulundukları yerde olmazlardı!!!
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. karla ilgili belki binlerce yorum okumuşumdur ama sizinki çok başarılı.
    karla yola çıkıp farklı iç çekişmelerini çok güzel özetlemişsiniz.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Less is More...

Güneş Tutulmasının Etkileri: İnansak mı İnanmasak mı?

Ben Hiç Mükemmel Değilim! Belki de Sıradan Biriyim...