Güzel Şeyler Bizim Tarafta...

‘Dünyayı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz.’ demiş ya Hacı Bektaş Veli… Hepimiz durduğumuz yerden okuyoruz hayatı, gördüğümüz kadarıyla, bildiğimiz diller nispetinde… Ve hep en normal, en olması gereken ve en gerçek bizim hikayemiz zannediyoruz. Dinlediklerimizi, gördüklerimizi kendi sınırlarımızda demleyip, en leziz tada kavuştuk sanıyoruz ya… Doğruluğundan şüphesiz bir tavırla yudumluyoruz ya hani değerlerimizi, inançlarımızı… İşte Berkun Oya duruyor ve ‘Napıyorsunuz siz?’ diye soruyor. O kesin yargılarımızın, kibirli hallerimizin, dinlemeden yanından geçip gittiğimiz insanların hesabını soruyor. İnce ince. Kendini dinleterek.

Güzel Şeyler Bizim Tarafta, son dönemde izlediğim en iyi oyunlardan biri!

Bir camın ardından akıyor hikaye. Metafor değil, sahiden bir cam var seyirciyle oyuncu arasında. Elimizde kulaklıklarla salona girerken ne olacak acaba diye düşünmüştüm. Kulaklıkları taktık, camın ardında oyun başladı ve biz en ufak sesleri hissederek hikayenin içine yerleştik. Bazı sahnelerde o cama tosladık. İrkildik. Sarsıldık.

Dört karakter ve birbirinden farklı iki dünya var oyunda. İlk sahnelerde Bartu Küçükçağlayan ve Tülin Özen’i görüyoruz . Kadın ve erkek. Ve aralarından sızan yıpranmış bir ilişki. Ardından Ozan Çelik ve Öykü Karayel giriyor hikayenin içine. ‘Diğer’ini anlatıyorlar. Sahici, duru ve etkileyici bir biçimde.
Uzakta olanla, sana benzemeyenle yani bir nevi ‘diğeri’yle karşılaşınca ne hale geldiğimizi gösteriyor aslında oyun.

Zekice, inanılmaz güçlü bir metinle ve sarsıcı oyunculuklarla…

Oyuncuların hepsi çok çok iyi performans sergiliyorlar. Ama en çok Öykü Karayel kazınıyor akla. Hem de iz bırakarak. Muazzam bir oyunculuk sergiliyor. Hani nefes kesiyor, nefes bile almadan izliyorsun denir ya tam da öyle işte:)

Berkun Oya’yı Yangın Duası’ndan beri takip etmeye çalışıyorum. Bayrak da Bomba da diğer çalışmaları da çok iyiydi. Ancak Güzel Şeyler Bizim Tarafta benim için ayrı bir yere yerleşti. Günlerdir etrafımda kim varsa, mutlaka gidin diye başlarının etini yiyorum:)

Evet, bence mutlaka izleyin. Doğru bildiğiniz ne varsa üzerine düşünüyorsunuz oyundan çıkınca. Başka türlüsü var mı acaba diyorsunuz. Şaşırıyorsunuz, kızıyorsunuz, sarsılıyorsunuz…

Güzel Şeyler Bizim Tarafta, bir hikaye anlatıyor Krek Mekan’da, kulaklara küpe olacak cinsten. Gidin, dinleyin, payınıza düşeni alın derim:) Hem oyunda da dediği gibi ‘Birini dinlersen her şey kolaylaşır!

Yorumlar

  1. benimde gecen sene en begendigim oyunlardan biri idi. Bu arada blogunuzu twitter da gordum. Elinize saglik takipcinizim.

    Sizde benimkine bir goz atarsanız sevinirim

    http://acimaninsanatguncesi.blogspot.com/

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Less is More...

Güneş Tutulmasının Etkileri: İnansak mı İnanmasak mı?

Ben Hiç Mükemmel Değilim! Belki de Sıradan Biriyim...